70 yıldır yaşadığı daireden tahliye edilen tekerlekli sandalyedeki yaşlı kadın hayatını kaybetti; İspanya'nın konut krizi siyasi fırtına yarattı
İspanyolların 'Maricarmen' diye tanıdığı 87 yaşındaki María del Carmen Abascal, Madrid'deki dairesinden zorla tahliye edilmesinden iki haftadan kısa bir süre sonra 7 Ekim'de bir hastanede hayatını kaybetti. Ölümü, İspanya'da gayrimenkul spekülasyonu, kontrolden çıkmış kiralar ve hükümetin yasama başarısızlığı etrafında dönen siyasi fırtınayı ateşledi; Başbakan Sánchez kasım sonunda erken seçim kararını açıklarken, sendikalar da gelecek ay genel grev çağrısında bulundu.
87 yaşındaki María del Carmen Abascal, İspanyolların 'Maricarmen' diye andığı isim, 7 Ekim'de Madrid'deki bir hastanede hayatını kaybetti. Yetmiş yıldır oturduğu daireden insanların yardımıyla sedyeyle çıkarılmasının üzerinden iki haftadan az bir süre geçmişti. NPR'ın haberine göre, ölüm haberini avukatı Beatriz Duró, Cadena Ser radyosuna doğruladı; Duró kesin ölüm nedenini açıklamadı, yalnızca kendisinin ve aktivistlerin 'yüreklerinin kırıldığını' söyledi.
23 Eylül sabahının erken saatlerinde, polis Madrid sokaklarını kapattı; protestocular dağıtıldıktan sonra tekerlekli sandalyedeki María sedyeyle evinden çıkarıldı. Fotoğrafı televizyon görüntüleriyle tüm ülkeye yayıldı, ardından Madrid ve birçok kentte binlerce kişi hükümetin konut krizine yanıt vermesini talep ederek sokağa çıktı. Avukatı Duró, açıklamasında şunları yazdı: "María'nın davası medyanın ilgisini çekti, tüm dünyaya yayıldı, ancak geriye kalan, bu tahliyelerin cisimleştirdiği utanç verici şiddet ve bunların insan sağlığına vurabileceği darbedir."
İspanyol emlak sitesi Idealista'nın verilerine göre, son on yılda İspanya genelinde ortalama kira neredeyse iki katına çıktı. İspanyol hükümeti de ülkedeki kiracı hanelerin yüzde 26'sının gelirinin yüzde 40'ını kira ile su ve elektrik gibi giderlere ayırdığını, bunun AB'nin yüzde 18 olan ortalamasının çok üzerinde olduğunu kabul ediyor. María'nın yaşadığı daire bir emlak şirketi tarafından geri alınmıştı; amaç, daha yüksek bir fiyatla yeniden kiraya vermekti — bu mantık, fiyatların hızla yükseldiği Madrid'de çoktan alışılmış bir uygulamaydı. Yoğun kamuoyu baskısı sonunda şirketi yaşlı kadını eve döndürmeye razı etti, ama çok geç kalınmıştı. Madrid Kiracılar Birliği açıklamasında açıkça şunları söyledi: "Sonunda onu eve götürmek için tarihi nitelikte bir anlaşmaya varılmış olsa da, çözüm çok geç geldi; bu, tamamen önlenebilecek bir trajediydi."
María'nın ölümü, zaten hazırlanmakta olan siyasi bir depremi hızlandırdı. Başbakan Sánchez'in başında olduğu hükümet, mecliste acil konut yasa tasarısını geçiremeyince bu Pazartesi günü 29 Kasım'da erken seçim kararını açıkladı. İspanyol sendikaları da gelecek ay genel grev yapılacağını duyurdu. NPR'a göre Sánchez, konut meselesini seçim kampanyasının merkezine koyarak, ülke çapına yayılan bu öfkenin Sosyalist Parti'ye yeni bir ivme kazandırmasını ve seçimlerin ardından yeni hükümeti kurabilmesini umuyor. Muhalefetteki Halk Partisi'nin lideri Alberto Núñez Feijóo, X platformunda yayımladığı mesajla María'nın ailesine başsağlığı diledi ve hiç kimsenin ölümünün siyasi malzeme olarak kullanılmaması gerektiğini vurguladı.
Madrid'in Puerta del Sol meydanındaki protest kampında, 22 yaşındaki Eugenio Merchán birçok kişinin duygularını dile getirdi: "María tek istediği kendi evinde ölmekti, başka hiçbir şey istemiyordu." Onu evinden çıkaranları "onu öldürdüler" diye suçladı ve sorumluların yargılanmasını istediğini söyledi. 32 yaşındaki psikolog Iciar López ise Associated Press'e şunları söyledi: "En büyük acı şu ki, tüm bu değişimin kaynağıydı, ama sonucu göremeden gitti."
María, Madrid'deki o evde hayatının büyük bölümünü geçirmişti; önce anne babasıyla ve kardeşiyle yaşamış, ardından bir ilaç şirketinin yönetim kurulunda uzun yıllar sekreterlik yapmış ve 1998'de emekliye ayrılmıştı. El País'ın haberine göre, anne babası da o evde ölmüştü; hastaneye kaldırılırken yanına alabildiği neredeyse sadece birkaç siyah-beyaz aile fotoğrafıydı. Konut Bakanı Isabel Rodríguez, X platformunda şunları yazdı: "María'nın ölümü karşısında derin bir üzüntü duyuyorum; onunla birlikte olan, sonuna kadar onun için mücadele eden insanlara başsağlığı diliyorum."
María'nın başına gelenlerin bu kadar hızlı biçimde ulusal çapta bir toplumsal harekete dönüşmesi, yalnızca bir trajedi olmasından kaynaklanmıyor. Asıl mesele şu: Bir emlak şirketi, daha yüksek bir kira almak için 87 yaşındaki ömür boyu kiracısını yasal olarak evinden çıkarabiliyor ve mecliste bunu durdurabilecek bir çoğunluk bulunmuyor; hükümet, kiracıların dörtte birinden fazlasının gelirinin yüzde kırkını kira ve faturalara harcadığını kabul ediyor, ancak yasama makinesi tek bir acil konut yasa tasarısı bile çıkarabilmiş değil — bu yapısal başarısızlık, María'nın sedyeye taşındığı anda kaçınıbіlmaz biçimde görünür hale geldi.
Onun ölümünün sembolik olmanın ötesine geçerek somut bir konut reformuna dönüşüp dönüşmeyeceği, yoksa 29 Kasım seçim yarışının içinde kaybolup kaybolmayacağı hâlâ belirsizliğini koruyor.
Henüz yorum yok. Tartışmayı başlatın.