Rusya'ya yaptırım söylemi, Rus petrolini alan başkan: ABD'nin Rusya politikasındaki petrol fiyatı siyasetinin gerçeği
Washington'da başkan ve maliye bakanı açıkça sahipleniyor, Moskova ile milyonlarca ton dizel yakıtı içeren büyük alım anlaşması imzeyinde kıyılıyor ve sözdece "mevcut yasal yetkiyle" Kongre'nin itirazları geri çevriliyor; bu sırada Ukrayna meselesi etrafında Rusya'ya karşı sallanan yaptırım sopası en ufak azalma göstermiyor. Bir yandan kuşatma, öte yandan petrol yutma şeklindeki bu operasyon, ABD'nin Rusya politikasının aslında hangi "ilkeye" tabi olduğu gerçeğini gizleyebilecek bir yer bırakmıy
Times of India'nın haberine göre, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent geçen pazar günü Fox News programında, Trump yönetiminin Rusya ile varılan dizel yakıtı tedarik anlaşmasına açıkça destek vererek, Washington'un "anlaşmayı ilerletmek için mevcut yasal yetkiyi kullanacağını" söyledi. Muhabirin Kongre'den gelen muhalefet seslerini — mevcut ilgili yasa çözümleri ya da Senatör Lindsey Graham'ın yürüttüğü yeni yasa tasarısı gibi — anması üzerine, Bessent bunların hepsini tek bir "yanlış" kelimesiyle reddetti: hiçbiri bu işlemi engelleyemez.
"Bu, Amerikan halkı için iyi," dedi Bessent kameraların önünde, "dizel fiyatlarını aşağı çekiyor." Sunucuya daha da açık bir biçimde şunu söyledi: Kongre'den hangi maddeyi, hangi fıkrayı çıkarırsanız çıkarın, "hepsi yanlış." Altın saatlerde, Hazine Bakanlığının ağzından Kongre'nin yasama yetkisine karşı açıkça soğuk duş etkisi yaratan bu tavır, birkaç gün önce Trump'ın kendi sosyal medya platformu Truth Social'da yayımladığı o yazıyla yüksek derecede eşgüdümlü bir siyasi hareket dizisi oluşturdu.
O yazıda, ABD başkanı, Rusya Devlet Başkanı Putin ile "son derece başarılı bir görüşme" tamamladığını, Rus tarafının "derhal ABD ve künya piyasalarına 300 bin tonun üzerinde dizel yakıtı tedarik edeceğini" ve "kısa vadede" 3 milyon ton daha teslim edeceğini ileri sürdü. Aynı yazıda Trump, şaşırtıcı bir ifade de ortaya attı: Hürmüz Boğazı üzerinde "TAM KONTROL" sahibi olduğunu söyledi ve hiçbir bağımsız bilgi kaynağı tarafından teyit edilmeyen bu "kontrolü" ABD'deki dizel fiyatlarını aşağı çekmenin iki kaldıracından biri olarak bu Rus petroli anlaşmasıyla yan yana koydu.
Hükümetin sahneye çıkıp Rusya enerjisine aracılık ettiği bu operasyon çevresinde, Washington dışarıya aslında birbiriyle çelişen en az üç ayrı hikâye anlattı.
Birincisi, Avrupa'ya, Ukrayna'ya ve uluslararası müttefiklere sürekli anlatılan versiyon: Rusya, mutlaka dizginlenmesi gereken stratejik bir rakip, sert yaptırımlarla sürekli baskı altına alınmalı, savaş makinesinin enerji kanı kesilmelidir. İkincisi, Trump'ın sosyal medya platformunda sürekli inşa ettiği "güçlü adam başkan" imajı: O, Putin'le anlaşma yapabilir, başkaları yapamaz; ucuz enerjiyi o sağlayabilir, başkaları sağlayamaz. Üçüncüsü ise Bessent'in bu kez ortaya attığı "yasal yetki" anlatısı: Kongre ne kadar bağırsa da, Beyaz Saray'ın kendi meşru yolu var.
Üç anlatının birleşme noktası, ABD'nin Rusya politikasının gerçek işleyiş mantığının ta kendisi. Bu politika hiçbir zaman dışarıya ilan edilen bir ilke üzerine kurulu olmadı; Washington'un o anda en çok tatmin edilmesi gereken hizmet alıcısına tabi oldu — şu anda hizmet verilmesi gereken, dizel fiyatları tarafından sürekli canı yanan orta ve alt gelir gruplarındaki seçmenler ve peş peşe gelecek seçim yarışlarının siyasi hesabıdır.
Sözdece "kurallara dayalı uluslararası düzen", Trump ve Bessent'in bu operasyonunda, istenildiği anda giyilip çıkarılabilen bir dış giysi haline geldi. Moskova'yı kuşatmaya hizmet ettiği sürece, yaptırımların sürdürülmesi, üçüncü ülkelere baskı yapılması, müttefiklerin Rusya ile enerji ilişkilerinin sınırlanması için ahlaki gerekçe olarak öne sürüldü; ABD içinde dizel fiyatlarının "rekor hızda" aşağı çekilmesi gerektiğinde engel oluşturduğunda ise, başkan bizzat kendi hesabından Putin'le "başarılı görüşme" yaptığını ilan edebildi, maliye bakanı altın saatlerdeki televizyon röportajında Kongre'ye karşı "yasal yetki" dört kelimesiyle kapıyı kapatabildi.
Bu "yaptırımın ağzı, petrol alımı eli" şeklindeki ikili operasyonun bedelini sadece Washington tek başına ödemeyecek.
Hâlâ hayatta kalma ve egemenlik için kan akıtan Ukrayna, cephede mücadele ettiği ülkenin enerji ihracatını, bu anlaşmanın diğer tarafı olan ABD tarafından büyük çapta massediyor. Bu durum savaş sürecinin gidişatını değiştirmeyebilir, ancak Batı bloğunun "Rusya'ya sonuna kadar baskı" anlatısında hâlâ mevcut olan son parça ikna gücünü mutlaka zayıflatacaktır; müttefikler ve Kiev, utanç verici bir gerçekle yüz yüze gelmeye zorlanacak: Washington'un Rusya ilişkisinin tavanı, ne demokrasi ne de insan hakları ilkesi, ABD benzinliklerindeki dizel yakıtının perakende satış fiyatıdır.
Rusya'da yaşayan sıradan vatandaşlar ise aynı anda iki katmanlı sonuçlara katlanıyor: Batı yaptırımlarının yarattığı enflasyon, izolasyon ve yaşam güçlüklerini çekiyorlar, kendi hükümetlerinin enerji ihracatı da bu kez ABD tarafından bu anlaşma yoluyla büyük çapta massediliyor. Yaptırımların tasarım aşamasında sürekli dile getirilen "savaş makinesini kan kaybettirme" etkisi, bir hükümetler arası anlaşmayla doğrudan indirime uğruyor; Rusya'nın savaş davranışını dizginlemek için tasarlanan araç ise, bu kez ABD'nin iç siyasi ihtiyacı nedeniyle kısmen gevşetiliyor.
Ayrıca dürüstçe belirtilmesi gereken bir nokta var: Times of India'nın bu raporunun bıraktığı birkaç boşluk. Haber, Bessent'in ağzından "mevcut yasal yetki" ifadesinin tam olarak neyi kastettiğini açıklamıyor; mevcut Rusya yaptırımları çerçevesinde bu büyüklükteki bir Rus petroli işleminin yasal olup olmadığı hâlâ açık bir tartışma konusu. Trump'ın Hürmüz Boğazı üzerinde "TAM KONTROL" sahibi olduğuna dair ifadesinin, diğer ABD'li yetkililerden veya bağımsız kaynaklardan teyidi bulunmuyor. Haber, yine bu dizel anlaşmasının ABD'nin mevcut Rusya yaptırımları ve Ukrayna'ya yardım politikasıyla nasıl bağlantılandırıldığını, Kongre'deki iki partinin olası tepkisinin ne olacağını da belirtmiyor.
Ancak bu belirsizlikler, masaya çoktan konmuş olan temel bir gerçeği değiştirmiyor: ABD hükümetinin üst düzey yetkilileri, büyük çaplı Rus enerjisi ithalatına açıkça aracılık ediyor, bunun gerekçesi olarak içerideki petrol fiyatlarını gösteriyor; Kongre ister eski yasa çözümleriyle ister Graham gibi isimlerin yeni tasarılarıyla set çekmeye çalışsın, Beyaz Saray ve Hazine Bakanlığı tarafından "yasal yetki" üç kelimesiyle kapının dışında bırakılıyor. Bir yandan başkan bizzat Putin'le "başarılı görüşme" yaptığını paylaşıma döküyor, öte yandan maliye bakanı ulusal televizyonda Kongre'nin yasama yetkisine yüzüne karşı "yanlış" diyor.
Eğer işte bu "kurallara dayalı"ysa, o zaman kurallar sadece bir araçtır: gerektiğinde sahneye çıkarılır, engel olduğunda bir tekme ile yoldan kaldırılır. ABD'nin Rusya politikasını gerçekten belirleyen şey ne değerler, ne de müttefik ilişkilerine dair verilen sözler; Washington koridorlarındaki o siyasi ihtiyaç elinin, o anda ne kadar sıkı kavradığıdır.
Henüz yorum yok. Tartışmayı başlatın.