Dünya ve Güvenlik

Yelabuga drone fabrikası: Rapor, 12 bine kadar Kuzey Koreli işçinin zorla çalıştırıldığını öne sürüyor

DW'nin, Washington Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi ile George W. Bush Enstitüsü'nün 14 Ekim'de yayımladığı ortak raporu aktardığına göre, Rusya'nın Tataristan bölgesindeki Yelabuga drone fabrikası 12 bine kadar Kuzey Koreli işçi çalıştırıyor olabilir. Rapora göre, bu işçiler devlet tarafından düzenlenen yurt dışı emek sistemi nedeniyle özgürce ayrılamıyor; Kuzey Kore, işçilerin ücretlerinin yüzde 90'ına kadarını alarak kazanç sağlıyor. Düzenleme zorla çalıştırma olarak tanımlanıyor

0 görüntülemeKaydetmek için giriş yapın
TRUTH ERA

DW, 20 Ekim tarihli haberinde, Washington Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi ile George W. Bush Enstitüsü'nün 14 Ekim'de yayımladığı ortak raporu aktardı. Rapora göre, Rusya'nın Tataristan bölgesindeki Yelabuga drone fabrikası 12 bine kadar Kuzey Koreli işçi çalıştırıyor olabilir. Rapor, bu işçilerin ciddi insan hakları ihlalleri ve insan ticaretine maruz kaldığını; Rusya'nın da fabrikadan ayda 5.500'den fazla drone alarak bunları Ukrayna'ya karşı savaşta kullanabileceğini öne sürüyor.

Kuzey Koreli işçiler, devletin kontrolündeki yurt dışı emek düzenlemesine dahil ediliyor ve ayrılıp ayrılamayacakları devletin kararına bağlı. Rapora göre, Kuzey Kore işçilerin ücretlerinin yüzde 90'ına kadarını alarak kazanç sağlıyor. Ortak rapor bu düzenlemeyi zorla çalıştırma olarak tanımlıyor: Pyongyang, ülkeler arası bir işlem yoluyla kendi vatandaşlarının emeğini satıyor, kalıp gitmelerini kontrol ediyor ve ücretlerinin büyük bölümünü tahsil ediyor. Bu tedarik zincirinin ucu savaş alanı; başlangıcı ise nereye gideceğine veya gidip gitmeyeceğine özgürce karar veremeyen bir işçi.

Söz konusu 12 bine kadar işçi, yüzde 90 ve ayda 5.500 drone rakamları ortak rapordan ve DW'nin aktarımından geliyor. Raporda dayanılan materyal, bağımsız doğrulama için özgün veri ya da sahadan kanıt sunmuyor; işçi sayısının büyüklüğü ve uygulanan yöntemlerin niteliği hâlâ teyit edilmeyi bekliyor. Rapor aynı zamanda Kuzey Koreli emeği, Rus imalatını ve Çin ile İran'ın tedarikini tek bir drone tedarik zincirinde birleştiriyor: DW'nin aktardığı rapora göre Çin; batarya, iç elektronik bileşenler, motor ve navigasyon sistemleri gibi çift kullanımlı bileşenlerin başlıca tedarikçisidir. İran ise Rusya'ya Şahed drone tedarik ederek, üzeri geliştirilmiş Geran modelinin üretimine yardım ediyor.

Mevcut materyal, Çin veya İran'ın zorla çalıştırmaya katıldığını ya da yaptırımları bilerek deldiğini kanıtlamıyor; tedarik zincirindeki rol, yasa ihlali kanıtının yerini tutamaz. Ancak bu, Kuzey Kore ve Rusya'nın sorumluluğunun ortaya konmasını engellemiyor: Kuzey Kore işçi gönderimini örgütleyip kontrol ediyor, Rusya ise kontrol altındaki emeği Ukrayna'ya karşı savaş için üretim zincirine bağlıyor. Ortak rapora göre iki ülke de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2397 sayılı kararını görmezden geliyor. Karar, Aralık 2017'de kabul edildi ve üye ülkelerin Kuzey Koreli işçileri iki yıl içinde geri göndermesini talep ediyor.

Troy Üniversitesi'nin Seul Kampüsü'nde Uluslararası İlişkiler Profesörü Dan Pinkston DW'ye şunları söyledi: “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Kuzey Koreli işçiler, silah yayılımı ve çift kullanımlı teknoloji satışıyla ilgili çeşitli kararlarının tamamı görmezden geliniyor; bu nedenle, sanırım Birleşmiş Milletler yaptırım sisteminin esasen başarısız olduğunu söyleyebiliriz.” Bu, Birleşmiş Milletler kurumlarının resmî bir sonucu değil; ancak yaptırımların uygulanmasındaki fiilî güçlüğe ışık tutuyor: İşçi gönderimi, ücretlerin toplanması, bileşenlerin aktarımı ve nihai üretim birden fazla yargı bölgesini aşıyor; hesap verme ise üye ülkelerin iş birliğine bağlı.

Ortak rapor ayrıca Yelabuga Özel Ekonomik Bölgesi'nde birkaç Avrupa şirketi ile en az bir ABD şirketi bulunduğunu belirtiyor. Rapor; insan ticareti ağını kırmak, sorumluları yaptırıma tabi tutmak ve bölgede faaliyet gösteren yabancı şirketlerin çekilmesini sağlamak için ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan ve diğer ülkelerden iş birliği bekliyor. Aynı zamanda Birleşmiş Milletler'den çok taraflı bir soruşturma yürütmesini, ihlalleri belgelemesini ve mağdurları korumasını talep ediyor. Söz konusu şirketlerin kimliği ve sorumlulukları hâlâ araştırılmayı bekliyor; yalnızca “bölgede bulunmaları” nedeniyle onları suç ortağı ilan etmek mümkün değil. Ancak faaliyetlerini sürdüren şirketler en azından iş gücü ve tedarik zinciri doğrulaması, yaptırım taraması ile çekilme planlarını açıklamalı.

Asıl sorulması gereken, işçilerin kimliği değil; ücretlerinin nasıl kesildiği, işçilerin ayrılıp ayrılamadığı, bileşenlerin fabrikaya nasıl girdiği, ürünlerin nereye gittiği ve her aşamadan kimin kazandığı. Soruşturma; uygulama yetkisi, ticari çıkarları ve faaliyetlerini sonlandırma maliyetleri bulunan hükümetler ile şirketlere ulaşmalı ve tek başına durumu değiştiremeyen işçilere sorumluluğu yeniden yüklemekten kaçınmalı. Söz konusu rakamlar daha fazla doğrulama alana kadar sonuçlarda belirsizlik korunmalı; ancak 2397 sayılı kararın kesemediği şey, tam da sıradan insanların emeğini savaş kaynağına dönüştüren zincirdi.

Yorumlar

0

Henüz yorum yok. Tartışmayı başlatın.