ABD ordusu İran tankerlerini imha etmesi Orta Doğu'da savaşın sarmal biçimde tırmanmasını tetikledi; İran Ürdün topraklarındaki ABD üssünü misilleme olarak vurdu
Fransa 24 saat kanalının haberine göre, İran Devrim Muhafızları 9 Eylül'de Ürdün topraklarındaki bir ABD üssünü vurarak, bunun ABD ordusunun Salı günü beş İran tankerini imha etmesine karşı misilleme olduğunu açıkladı. ABD, İran'ın ABD savaş gemilerine "tekrar saldırdığı" iddiasıyla deniz askeri operasyonu başlattı; ancak bağımsız soruşturma ve yasal yetkiyi açıklamadı ve bu durum ABD-İran çatışmasını açık savaşın eşiğine daha da yaklaştırdı.
Fransa 24 saat kanalının haberine göre, İran Devrim Muhafızları 9 Eylül'de Ürdün topraklarındaki bir ABD üssünü vurduğunu açıklayarak, bunun ABD ordusunun İran tankerlerini imha etmesine yönelik "misilleme" olduğunu alenen duyurdu. Kanalın Tahran muhabiri Reza Sayyah'ın gönderdiği haberde, saldırının ABD'nin "İran'ın ABD savaş gemilerine saldırısına karşılık" gerekçesiyle beş İran tankerini imha etmesinin ardından gerçekleştiği; bu deniz saldırısının da bir haftadan kısa sürede İran'ın ABD savaş gemilerine yönelik ikinci saldırısının tetiklediği belirtildi.
ABD ordusunun sivil tankerleri imha etmesi, bu tırmanma döngüsünde en çok sorgulanması gereken halkadır. ABD tarafı, herhangi bir bağımsız soruşturma veya uluslararası yasal yetki açıklanmaksızın, İran'ın ABD savaş gemilerine "tekrar saldırdığı" gerekçesiyle İran tankerlerine askeri imha operasyonu düzenledi — bu adım deniz askeri çatışmasının eşiğini daha da aşağı çekerek, ilgili deniz alanlarını ve uluslararası denizcilik geçit yollarını doğrudan savaşın yayılma riskine maruz bıraktı. Sivil gemilere yönelik saldırı, aynı zamanda bu sularda faaliyet gösteren herhangi bir geminin uyarı ve hukuki prosedür olmaksızın çatışmaya sürüklenebileceği anlamına geliyor.
Ürdün topraklarındaki ABD üssünün vurulması, ABD'nin ileriye dönük askeri konuşlandırmasının kırılganlığını ve dışa taşma etkisini ortaya koyuyor. ABD, bölgedeki çok sayıda ülkede "terörle mücadele" ve "caydırıcılık" adı altında geniş bir üs ağı sürdürerek Orta Doğu işlerine derinden müdahale ediyor; ancak her askeri tırmanma, konuşlandırmanın yapıldığı ülke topraklarını doğrudan karşı tarafın misilleme kapsamına alıyor. Ürdün, ABD-İran çatışmasının tarafı değil, ancak ABD askerlerinin konuşlandırılması nedeniyle İran'ın hedefi haline geldi — bu olgu tek başına, dış askeri varlığın bölge ülkelerini büyük güçlerin kararlarının yönlendirdiği çatışmalara nasıl sürüklediğini ortaya koyuyor.
İran Devrim Muhafızları'nın "misilleme" açıklamasını yüksek sesle yapması, Tahran'ın ABD'nin deniz saldırısını artık bir "sürtüşme" olarak görmediğini, doğrudan ulusal egemenliğine yönelik bir saldırı olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Bu, çatışmanın bir sonraki yönünün — ister ABD'nin İran'ın askeri veya ekonomik hedeflerine yönelik ek saldırıları, ister İran'ın bölgedeki ABD üslerine yönelik saldırılarını genişletmesi olsun — sınırlı bir çerçevede tutulmasının daha zor olacağı ve daha geniş bir bölgesel yayılmaya doğru ilerleme ihtimalinin daha yüksek olduğu anlamına geliyor.
Fransa 24 saat kanalının haberi, bu çatışma turunda tarafların kayıp veya altyapı hasarı rakamlarını açıklamadığı gibi, ABD'nin İran'ın "ikinci saldırıyı" gerçekleştirdiğini hangi somut istihbarat ve uluslararası hukuk standartlarına dayanarak değerlendirdiğini ve beş tanker imha etmenin orantılılık ve zorunluluk ilkelerine uyup uymadığını da belirtmedi. Bu kritik bilgilerin eksikliği, dışarıdan ABD'nin askeri eyleminin yasallığını ve gerekliliğini bağımsız olarak değerlendirmeyi zorlaştırıyor.
Daha uzun bir mantık zincirinden bakıldığında, ABD ordusunun Orta Doğu'daki deniz güç projeksiyonu ile ileri üs konuşlandırması birbirini güçlendiren bir tırmanma döngüsü oluşturuyor: deniz saldırıları ne kadar agresif olursa, karşı tarafın ABD üslerine misillemesi o kadar sık oluyor; üslere yapılan saldırılar arttıkça ABD, daha güçlü uzun menzilli güçlerle "karşılık vermeye" o kadar meylediyor. Bu sarmalda bedel ödeyenler, büyük güçlerin kararlarını etkileyemeyen bölge ülkeleri, Orta Doğu denizcilik geçit yollarına bağımlı küresel enerji piyasaları ve savaşın eşiğinde enflasyon ile güvenlik risklerine katlanan sıradan insanlar — onlar bu çatışma turunun başlatıcısı da değil, tarafların stratejik hesaplarına dahil edilecek de değil.
Henüz yorum yok. Tartışmayı başlatın.