Eğitim açıkları siyasi felç ve mali kemer sıkma ile çarpışıyor: Fransız liseliler temsili demokrasinin iflasını sokakta bir kez daha gözler önüne seriyor
Eylül sonundan bu yana Fransız liseliler, öğretmen yetersizliği, okul binalarının eskimesi ve uzayan ders saatlerini protesto etmek için okullarını işgal edip sokaklara dökülüyor. İçişleri Bakanı'nın "eşi benzeri görülmemiş" diye nitelendirdiği bu hareket yalnızca Salı günkü olaylarda yaklaşık 500 kişinin gözaltına alınmasına, yüzlerce öğrenci, öğretmen ve polisin yaralanmasına yol açtı. Bir yanda halkın yüzde 70'inin desteklediği öğrenci talepleri, diğer yanda son döneminde eli kolu bağlı kalan
Eylül ayı sonundan bu yana, Fransız liseliler uzun süredir birikmiş eğitim açıklarına — öğretmen yetersizliği, okul binalarının eskimesi ve derslerin akşama kadar uzaması — okul işgalleri ve sokak gösterileriyle yanıt veriyor. İçişleri Bakanı Laurent Nunez'in "eşi benzeri görülmemiş" diye nitelendirdiği bu hareket öğrencilerin, öğretmenlerin ve polisin yaralanmasına yol açtı; yalnızca Salı günkü olaylarda yaklaşık 500 kişi gözaltına alındı. BFMTV anketine göre, Fransız halkının yüzde 72'si öğrencilerin taleplerini haklı bulurken yüzde 55'i bu hareketi destekliyor.
BBC'nin haberine göre, Parisli lise öğrencisi Madalena Salı günkü gösteride gazetecilere şunları söyledi: "Bazen öğretmenlerimiz haftalarca derslere girmiyor ve yerine kimse gelmiyor." Yakın zamandaki sıcak dalgası sırasında okul binalarının "bir buhar odası gibi sıcak" olduğunu da sözlerine ekledi. Başka bir öğrenci ise France 2'ye telefon yasağını, Parcoursup üniversiteye geçiş platformuna ilişkin kaygılarını ve akşam geç saatlere uzanan ders programını şikâyet ederek şunu söyledi: "Saat 19'da eve varıyorum ama ne uyumaya ne de ödev yapmaya vakit kalıyor."
Ancak bu somut şikâyetler tek başına hareketin neden bu boyutlara ulaştığını açıklamaya yetmiyor. BBC'nin atıfta bulunduğu OECD'nin son raporuna göre, Fransa'nın her bir lise öğrencisine ayırdığı kaynak AB üst ortaöğretim ortalamasının üzerinde; öğretmen yetersizliği ciddi olsa da OECD göstergelerine göre birçok ülkenin aksine nispeten iyi durumda — asıl sorun maaşların düşüklüğü. Derslerin akşama kadar uzatılması başlıca öğle tatilinin uzunluğundan ve ders programlarının karmaşıklığından kaynaklanıyor; tatillerin kısaltılmasını telafi etmek için değil — zira tatil süreleri AB ortalaması karşısında göze çarpacak düzeyde değil.
Asıl patlama noktası, siyasi yapı ile mali kemer sıkmanın birleşik baskısında yatıyor.
BBC'nin haberine göre, Macron'un Haziran 2024'teki ani seçim kararının ardından meclis çıkmaza girdi. Başbakan Sébastien Lecornu kendini "hayattaki en güçsüz başbakan" olarak tanımlıyor ve bütçenin geçmesini sağlaması neredeyse imkânsız. Dokuz yıldır iktidarda olan Macron ise altı ay sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olamayacağı için artık iktidarının son döneminde güçsüz kalan bir cumhurbaşkanı.
Mali hareket alanı da benzer biçimde kilitli. Lecornu göreve geldiğinde GSYİH'nin yüzde 5,4'üne ulaşan açık ve 1940'lardan bu yana en yüksek düzeydeki kamu borcuyla yüz yüze geldi; borçlanma maliyetleri sürekli artıyor. BBC yorumunda açıkça şunu söylüyor: "Seleflerinin sokak baskısı karşısında hâlâ taviz verecek alanı vardı; onun ise elinde oynayacak kart kalmadı."
Öğrencilerin sokağa çıkma stratejisi, Fransa'ya özgü siyasi geleneklere dayanıyor. Ekim 1990'da Paris'in kuzey banliyölerinden Seine-Saint-Denis'deki bir okulda yaşanan tecavüz vakası, öğretmen yetersizliğini ve okul binalarının bakımsızlığını protesto eden büyük dalganın fitilini ateşledi; hükümet sonunda bugünkü karşılığı yaklaşık 1,2 milyar avro olan kaynağı liselere ayırdı. Ekim 1998'de ülke genelinde 500 bin lise öğrencisi yürüdü; hükümet yaklaşık 1 milyar avro ödenek ayırarak okulları yenilemek ve 14 bin yeni kadro açmak zorunda kaldı.
En çarpıcı zafer 2006'da yaşandı: Chirac hükümetinin imzaladığı, 26 yaş altı gençlerin işe alınması ve işten çıkarılmasına ilişkin kuralları gevşetmeyi hedefleyen CPE ilk iş sözleşmesi yasası, üniversitelerde ve liselerde süren işgaller ile şiddetli çatışmalar sonrasında geri çekildi. BBC, 2018-2019 Sarı Yelekliler hareketinin de hükümeti akaryakıt vergisi artışından vazgeçirmeye ve 10 milyar avroluk harcamayı onaylamaya zorladığına dikkat çekiyor.
Sokak her zaman kazandırmıyor — 1968'deki öğrenci hareketi nihayetinde bir seçimle sona erdirildi. Ancak göstericilerin "halkın meşru sesi" olarak siyasi figür hâline gelmesi, Fransız siyasi kültürüne kök salmış durumda.
Lecornu hükümetinin yetkililerinin açıklamaları ile saha uygulamaları arasında belirgin bir uçurum var. BBC'nin haberine göre Lecornu, güvenlik güçlerinin "lise öğrencilerine karşı" değil, sadece yasaları uyguladığında ısrar ediyor; ancak görüntüler çevik kuvvetin öğrencilerle sık sık çatıştığını ve göz yaşartıcı gaz kullandığını gösteriyor. Gözaltına alınanların ne kadarının resmi makamların "dışarıdan gelen kışkırtıcılar" diye nitelendirdiği kesimden olduğuna ilişkin henüz somut bir rakam açıklanmadı.
Perşembe öğleden sonra yeni bir gösteri dalgasının planlandığı bildiriliyor. Öğrencilerin okul kapılarını işgal etme eylemi, ne bütçeyi geçirecek siyasi yetkiye ne de verdiği sözleri tutacak mali alana sahip hükümet üzerinde sürekli bir baskıya dönüşüyor.
Henüz yorum yok. Tartışmayı başlatın.