Pillay Nobel Barış Ödülü'nü aldıktan birkaç saat sonra ABD, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yaptırım uygulayacağını açıkladı
85 yaşındaki Güney Afrikalı insan hakları avukatı Navi Pillay, yaşamı boyunca insan haklarını savunması ve uluslararası hukuku güçlendirmesi nedeniyle 2026 Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldü; bu haberin duyurulmasından yalnızca birkaç saat sonra ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yeni yaptırımlar uygulayacağını açıkladı ve mahkemeyi "haydut mahkeme" olarak nitelendirdi. Nobel Komitesi başkanı, uluslararası hukuku savunan kurumların muazzam baskı, yaptırım ve sa
Johannesburg/Washington — 85 yaşındaki Güney Afrikalı insan hakları avukatı Navi Pillay, 9 Ekim'de yaşamı boyunca insan haklarını savunması ve uluslararası hukuku güçlendirmesi nedeniyle 2026 Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldü. Ancak Nobel Komitesi'nin bu haberi açıklamasından yalnızca birkaç saat sonra, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yeni yaptırımlar uygulayacağını duyurdu ve savaş suçları mahkemesini "haydut mahkeme" olarak adlandırdı.
ABD Ulusal Kamu Radyosu'nun (NPR) haberine göre Pillay, ödül haberini Almanya'nın Nürnberg kentinde düzenlenen bir konferansta öğrendi — bu kent, II. Dünya Savaşı sonrasında Nazi savaş suçlularının yargılandığı yer olarak biliniyor. Kendisi, savaş suçlularını adalet önüne çıkarmaya adanmış bir kariyere sahip olmasıyla tanınıyor.
Nobel Komitesi Başkanı Jørgen Watne Frydnes, ödül töreni konuşmasında sert bir uyarıda bulundu. Frydnes şunları söyledi: "Yaşadığımız dünyada, uluslararası hukuku koruyan kurumlar muazzam baskı, yaptırım ve saldırılara maruz kalıyor; bu dünya, uzun süredir olduğundan çok daha fazla çatışmaya tanık oluyor." Pillay, ardından yaptığı konuşmada bu değerlendirmeyi yankılayarak, "uluslararası hukukun giderek kötüleşen bu gerçekliğinin, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yönelik saldırılarda özellikle belirgin olduğunu" söyledi.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, daha önce Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında, Gazze savaşı nedeniyle de İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarmıştı. NPR'ın haberine göre Rubio, yaptırımları açıklarken şu ifadeleri kullandı: "ABD bu mahkemeye hiçbir zaman üye olmadı. Ona ihtiyacımız yok, onu istemiyoruz." Dikkat çekici bir şekilde, ABD, Roma Statüsü'ne taraf bir devlet olmamasına rağmen, başka ülkelerin savaş suçlarını soruşturması gereken uluslararası bir kuruma kendi yaptırım araçlarını kullanarak baskı uyguluyor.
Pillay'ın yakın zamanda başkanlık ettiği Birleşmiş Milletler komisyonu, soruşturması sonucunda İsrail'in Gazze'de soykırım uyguladığı sonucuna varmıştı. Bu sonuç, onu Netanyahu hükümetinin eleştiri odağı haline getirdi. Netanyahu, Cuma günü yaptığı açıklamada Pillay'ın ödülünü eleştirerek Nobel Komitesi'nin "ahlaki pusulasını yitirdiğini" söyledi. İsrail, Gazze'de soykırım uygulandığı iddialarını reddediyor.
Pillay'ın ödülü, aynı zamanda ABD-Güney Afrika ilişkilerinin diplomatik açıdan en düşük noktada olduğu bir dönemde geldi. NPR'ın haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump daha önce Güney Afrika hükümetini azınlık konumundaki beyaz nüfusa karşı zulüm uygulamakla asılsız bir şekilde suçlamış ve Güney Afrika'nın Gazze savaşı nedeniyle Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasını eleştirmişti. Güney Afrika'nın yeni Washington Büyükelçisi Rolf Meyer, NPR'a yaptığı açıklamada, "Biz Güney Afrikalılar onunla büyük gurur duyuyoruz. Navi Pillay bizi büyük gururla dolduruyor" dedi. Meyer, Pillay'ın Güney Afrika'nın apartheid'i sona erdirmesinin ve demokratik hukuk düzenini kurmasının ardından yetişen bir hukuk insanı olduğuna dikkat çekti.
Pillay, Nobel ödülü alan beşinci Güney Afrikalı ve bu onura layık görülen ilk Güney Afrikalı kadın oldu. Nelson Mandela, Başpiskopos Desmond Tutu ve eski Güney Afrika cumhurbaşkanları Albert Luthuli ile F.W. de Klerk ile birlikte bu onuru paylaşıyor — Luthuli, Mandela ve de Klerk sırasıyla 1960, 1993 ve 1993'te ödüle layık görülmüştü.
Ödül sonrası düzenlenen basın toplantısında Pillay, alkışlar eşliğinde şaka yollu şunları söyledi: "Biraz daha alkışlarsanız, bu ödülü Trump ile paylaşabilirim." Salondan kahkaha sesleri yükseldi.
ABD'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yönelik yaptırım açıklamasının Pillay'ın ödülünün açıklanmasıyla aynı gün gerçekleşmesinin salt bir tesadüf olup olmadığı hâlâ belirsizliğini koruyor. Ancak tartışılmaz bir gerçek var: Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin daha önce Rus ve İsrailli liderler için çıkardığı tutuklama emirlerinin infazı uzun süredir belirsizliğini korurken, mahkeme şimdi küresel açıdan en güçlü askeri ve mali güç olan ABD'nin doğrudan yaptırımlarıyla karşı karşıya. Bu zamanlama ve yöntem, uluslararası adalet sisteminin içinde bulunduğu gerçek zorlukları gözler önüne seriyor.
Henüz yorum yok. Tartışmayı başlatın.