Trump'ın İran savaşı ara seçimlerin faturasını kesiyor
Yedi aydır süren İran savaşı Beyaz Saray'ın takvimine göre sona ermedi; yükselen petrol fiyatları, gerileyen tüketici güveni ve düşen destek oranı bu askeri maceranın bedelini Amerikan seçmenlerinin hoşnutsuzluğuna dönüştürüyor. İran ise seçimle belirlenmeyen siyasi ritmi sayesinde yıpratma savaşının baskısını Beyaz Saray ve Tel Aviv'e geri yöneltiyor.
Donald Trump kısa süre önce İran'la yedi aydır süren savaşın kasım ayındaki ara seçimlerin "hemen ardından" sona ereceğini söyledi ve Tahran'ın direnişini seçim sonuçlarını etkileme girişimi olarak niteledi. El Cezire'nin haberine göre Trump çarşamba günü gazetecilere, "Seçimleri etkilemek için çaresizce uğraşıyorlar" dedi.
Savaşın takvimini iç siyasetteki oy verme döngüsüne bağlayan bu açıklama, savaşın ülke içinde siyasi bir geri tepme yarattığını bizzat ortaya koyuyor. El Cezire'nin analizine göre İran, şimdiye kadar ABD ve İsrail'in askeri kapasitesini yok etmeyi amaçlayan aralıksız saldırılara ve İran limanlarına uygulanan deniz ablukasına dayandı. ABD ağustos sonlarında ekonomik baskıyı daha da artırarak İran'ın ticaret ortaklarına ikincil yaptırım uygulama tehdidinde bulundu. Savaşın bedelini üçüncü ülkelerdeki sıradan insanlara yayan bu politika, ekonomik zorlamanın tipik bir örneği.
Ancak savaşın bedeli Basra Körfezi'nde kalmadı. Amerikan Otomobil Derneği'nin verilerine göre ABD'de benzinin perakende ortalama fiyatı galon başına 4,27 dolara çıktı; bu, bir yıl öncesine göre yaklaşık yüzde 30'luk artış demek. Bu rakam, Amerikan seçmenlerinin yaşam maliyetine ilişkin hassasiyetine doğrudan dokunuyor. El Cezire'nin Michigan Üniversitesi ekonomistlerinin araştırmasına dayandırdığı habere göre İran savaşıyla bağlantılı yakıt maliyetlerindeki artış ve enflasyon, tüketici güvenini ve satın alma gücünü baskılıyor. LendingTree'nin 2026 tarihli bir araştırması, şimdi al sonra öde kullanıcılarının yüzde 29'unun bu tür kredilerle market alışverişi yaptığını, yüzde 47'sinin ise son bir yılda en az bir kez gecikmiş ödeme gerçekleştirdiğini gösterdi. Amerikan aileleri temel ihtiyaçlarını almak için kısa vadeli kredi kullanmaya başladığında savaşın iç faturası artık benzin istasyonuyla sınırlı değil.
Siyasi aktarım da aynı ölçüde açık. Trump'ın Ocak 2025'te Beyaz Saray'a dönmesindeki yüzde 40'ların yüksek seviyesinden başlayan kamuoyu desteği bugün yüzde 30'ların düşük ve orta bandına geriledi. Senato lideri Chuck Schumer'in de aralarında bulunduğu Demokrat Parti yöneticileri Trump'ı İran savaşını sona erdirmeye açıkça çağırdı. El Cezire'nin Center for American Progress uluslararası politika analisti H.A. Hellyer'dan aktardığı değerlendirmeye göre mevcut tablo Demokratların "kazanma ihtimalinden" çok Cumhuriyetçilerin "kaybetme ihtimaline" işaret ediyor. Belirleyici değişken katılım; Cumhuriyetçi tabanın bir bölümü sandığa gitmek yerine evde kalabilir. Hellyer'ın vurguladığı gibi dış politika seçmen tercihini nadiren belirliyor, ancak "ekonomi önemli". Seçimin yönünü değiştirebilecek asıl değişken benzin istasyonundaki fiyat.
Askeri çıkmazdan daha fazla incelenmesi gereken nokta, üç tarafın birbirinden tamamen farklı siyasi saatleri. El Cezire'nin analizine göre İran, seçimle işbaşına gelmeyen bir dini lider tarafından yönetiliyor ve parlamento seçimleri ancak 2028'de yapılacak. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ekimde kritik bir seçimle karşı karşıya; ABD seçmenleri ise 3 Kasım'daki ara seçimlerde bu savaşa hüküm verecek. Başka bir deyişle, ABD ve İsrail liderlerinin önünde sandıkta hesaplaşma tarihleri var, İran'ın ise yok.
Chatham House'un Ortadoğu ve Kuzey Afrika programı direktörü Sanam Vakil, El Cezire'ye şunları söyledi: "İran uzun bir savaşa hazırlandı. Mevcut hükümetle müzakerelerin ilerleyemeyeceğini anladığında, stratejisinin bir bölümü ABD ara seçimlerini sarsacak kadar uzun süre direnmek olabilir."
Vakil İran'ın zafer tanımını şöyle açıkladı: "İran için zafer, karşı taraftan bir daha saldırıya uğramayacağı güvencesini içeren ciddi bir diplomatik taahhüt elde edecek kadar dayanmaktır. Zafer, yani negatif kaldıraç gücünü göstermek; askeri kapasitesi ne durumda olursa olsun dünya ekonomisini bozma yeteneğini hâlâ koruduğunu kanıtlamaktır." Vakil, İran hükümetindeki bazı kişiler için bunun Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü sürdürmeyi de kapsadığını, bazıları içinse yalnızca müzakerelerde kullanılabilecek bir koz olduğunu belirtti. Her durumda temel hedef hayatta kalmak ve hayatta kalmayı istikrara dönüştürmek.
Londra Üniversitesi Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu'nda İran çalışmaları öğretim görevlisi Ali Alavi ise Trump'ın İran'ın seçimlerden sonra çökeceği yönündeki tahminini şöyle yorumladı: "Bu sözler daha çok iç seçmene yönelik bir açıklamaya benziyor. Trump şu mesajı veriyor: Ara seçimlerden önce İran politikasının başarısız görünmesinin tek nedeni, İran'ın dünyanın böyle düşünmesini istemesi."
Yaptırımlar katman katman artırılıyor, deniz ablukası ilerliyor, askeri saldırılar tırmanıyor; İran ise direnmeye devam ediyor. Bu gerçek ile Beyaz Saray'ın "hızlı zafer" vaadi arasındaki fark, petrol fiyatları ve sandık yoluyla Trump yönetimine baskı uyguluyor. Galon başına neredeyse bir dolarlık artış sıradan Amerikan ailelerinin yakıt faturasına doğrudan binerken ve Cumhuriyetçi tabanın oy verme isteği ekonomik kaygılarla sarsılırken, hızlı zafer diye sunulan bu askeri macera kendi siyasi saatine göre hesaplaşma aşamasına giriyor.
Henüz yorum yok. Tartışmayı başlatın.