Güç ve Siyaset

"Güvenli Bölge" Adı Altındaki İşgal: Netanyahu Üçüncü Kez Suriye'ye Girdi, İran'a Meydan Okudu

Netanyahu ve Savunma Bakanı Katz bu Çarşamba Suriye'nin güneyindeki "güvenli bölge"de askerleri denetlemek üzere üçüncü kez Suriye topraklarına girdi ve İran'a yönelik "üçüncü darbe" tehdidinde bulundu. İsrail ordusunun işgal ettiği bu topraklar, aslında Birleşmiş Milletler'in 1974'ten bu yana devriye gezdiği bir tampon bölgeydi. İsrail, "terörle mücadele" adı altında askerlerini çekmeyi reddederken, altı aydır süren ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşını daha da tırmandırarak Suriye'yi ve tüm Or

2 görüntülemeKaydetmek için giriş yapın
TRUTH ERA

Suriye'deki Golan Tepeleri'nin doğusundaki Hermon Dağı'nda İsrail Başbakanı Netanyahu, bu Çarşamba kendisinin "güvenli bölge", Birleşmiş Milletler'in ise bir zamanlar "tampon bölge" adını verdiği Suriye topraklarına üçüncü kez adım attı. France 24'ün haberine göre, bu teftiş sadece bir işgal ilanı değildi; aynı zamanda Tahran'a yönelik pervasız bir tehdidi de beraberinde getirdi.

Netanyahu ile Savunma Bakanı Katz, İsrail-Suriye sınırında Hermon Dağı'nın Suriye tarafında birlikte askerleri denetledi. Netanyahu, "Yapılacak işler var — asıl görev İran'ın terör rejimini devirmektir ve biz bu hedefe çok yakınız" dedi ve "tüm 'eksen' sonunda çökecek" diye ekledi. Bu sözlerin arka planında, altı aydır süren ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşı yer alıyor. Ancak "İran rejiminin yakında çökeceği" iddiası şu an için hâlâ Netanyahu'nun tek taraflı açıklaması olup bunu destekleyen bağımsız bir kanıt bulunmuyor.

İkisinin üzerinde durduğu "güvenli bölge", aslında Birleşmiş Milletler'in 1974'ten bu yana devriye gezdiği, İsrail ve Suriye güçlerini birbirinden ayırmak için oluşturulmuş bir tampon bölgeydi. Bu mekanizma, 1974 tarihli Güçlerin Ayrılması Anlaşması'nın bir ürünü olup iki ülke arasındaki askeri gerilimi soğutmayı amaçlıyordu. Şimdiyse İsrail ordusu tarafından "sınırda terör ordularının konuşlanmasını engelleme" gerekçesiyle fiili bir işgal bölgesine dönüştürülmüş durumda. Katz, Hermon Dağı'nın zirvesinden Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya yönelik bir video mesajında, sözlerini hiçbir şekilde gizleme gereği duymadı: "Buradan, Şam'daki sarayda, bizden 35 kilometre uzaktaki Suriye cumhurbaşkanına güçlü ve net bir mesaj veriyoruz: Biz Hermon Dağı'ndayız, güvenli bölgedeyiz, buradan ayrılmayacağız."

Suriye Dışişleri Bakanlığı bunun üzerine bir açıklama yayımlayarak Netanyahu'nun Suriye topraklarına girmesini şiddetle kınadı ve bunu "Suriye Arap Cumhuriyeti'nin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve uluslararası hukuka açık bir ihlal" ile "kışkırtıcı bir eylem" olarak nitelendirdi. Ancak bu kınama neredeyse kaçınılmaz olarak kâğıt üzerinde kalacak nitelikte: Suriyeli İslamcı liderlerin 2024 sonlarında Esad'ın yerini almasından bu yana İsrail, Suriye içinde yüzlerce hava saldırısı ve çok sayıda kara operasyonu gerçekleştirdi; İsrailli yetkililer, defalarca "işgal altındaki bölgeler"deki askeri varlıklarını sürdüreceklerine ve bunu daha geniş bir "askerden arındırılmış bölge"ye genişletmeye çalışacaklarına dair yemin etti.

Birleşmiş Milletler tampon bölgesini "güvenli bölge" olarak yeniden adlandırmak, özünde dil düzeyinde bir işgal meşrulaştırmasıdır. Tampon bölgenin egemenliği Suriye'ye aittir ve Birleşmiş Milletler mekanizmasıyla kısıtlanır; "güvenli bölge" ise İsrail'in askeri gücüyle tanımlanan, tek taraflı ilan edilmiş bir askeri varlıktır. Uluslararası hukuk çerçevesinde bu ayrım kritik önem taşır: birincisi uluslararası mekanizma kapsamında geri döndürülebilir bir düzenlemedir, ikincisiyse sınırlamalara tabi olmayan bir toprak işgalidir.

Suriye açısından bu işgalin gerçek bedeli açık ve ağırdır. Suriye, yeni bir rejim değişikliğinden geçmiş, her şeyini yeniden inşa etmeye çalışırken güney toprakları komşu bir ülke tarafından "terörle mücadele" adı altında sürekli işgal altında tutuluyor. Suriye hükümeti ne işgal güçlerini kovacak güce sahip ne de diplomatik alanda etkili bir destek alabiliyor. Esad babalar-oğullar dönemindeki Suriye, uzun süre İran'ın müttefiki olmuştu ve Suriye'nin güneyindeki boşluk Tahran yanlısı paramiliter gruplar tarafından doldurulmuştu; Esad'ın düşmesinin ardından bu güçler de geri çekildi ve İsrail'in askeri girişimi için bir "pencere" açıldı. Başka bir deyişle, İsrail acil bir sınır tehdidine karşılık vermiyor; Suriye'deki siyasi boşluktan yararlanarak kontrol alanını genişletiyor.

İran'a yönelik tehdit ise bu işgal anlatısının uzantısı niteliğindeki mantıktır. Katz açıkça şunu söyledi: "İran arka planda, onu iki kez vurduk, gerekirse onu üçüncü kez de vuracağız, tehditleri bertaraf etmeye devam edeceğiz." Bu, tek başına bir korkutma değil — ABD ve İsrail'in İran'a yönelik savaşı altı aydır sürüyor ve savaş ateşi Ortadoğu'daki "direniş ekseni"ne yayılmış durumda. "Terörle mücadele" ile "rejim değişikliği" birbirine karıştırıldığında, "güvenlik" başka bir ülkenin toprağının kalıcı işgali ve bir başka egemen devlete karşı sürdürülen sürekli savaş olarak tanımlandığında, Birleşmiş Milletler mekanizması işlevsiz hale gelir.

"Terörle mücadele" asla sınırsız harcanabilecek bir çek asla değildir. Suriye'nin güneyinde İsrail'in askeri varlığı ne Birleşmiş Milletler'in yetkilendirmesine ne de Suriye hükümetinin onayına dayanıyor; İran'a yönelik savaş ise egemen bir devleti bütünüyle "terör rejimi" olarak nitelendiriyor. Bu iki söylemin buluştuğu yer, uluslararası hukukun temel ilkeleri olan — egemenlik eşitliği, güç kullanmama, toprak bütünlüğü — sistematik olarak aşındırılmasıdır.

Suriye Dışişleri Bakanlığı'nın kınaması, "İran rejiminin yakında çökeceği" yönündeki propaganda ve Hermon Dağı'nın zirvesinden yapılan tehditler — bu görüntüler bir araya geldiğinde, güç dengesizliğinin net bir tablosunu ortaya koyuyor: İsrail sınırları askeri güçle tanımlıyor, diplomasinin yerini savaş tehdidiyle dolduruyor, çok taraflı mekanizmaların yerini tek taraflılık alıyor; en önemli müttefiki Amerika ise İran'a yönelik savaşta onunla omuz omuza veriyor ve Suriye topraklarının işgalini sessizce onaylıyor. Bedeli, Suriye halkı, İran halkı ve tüm Ortadoğu'daki sıradan insanlar ödeyecek.

Yorumlar

0

Henüz yorum yok. Tartışmayı başlatın.