Güç ve Siyaset

Trump yönetimi gümrük vergilerini sanayiye zorlama aracına dönüştürüyor, faturanın bedelini ise Kuzey Amerikalı işçiler ve tüketiciler ödüyor

ABD yönetimi, yüksek gümrük vergileri ve pazar erişimi tehditleriyle imalat sanayini ABD'ye taşımaya zorlayarak ABD ile Kanada'nın derinden entegre olmuş tedarik zincirini bozuyor. Kanada'nın karşı önlemleri yaklaşık 28 milyar Kanada doları tutarında ABD malını kapsıyor; fiyat artışları, istihdam dalgalanmaları ve iş dünyasındaki belirsizlik sıradan vatandaşların sırtına yüklenecek.

0 görüntülemeKaydetmek için giriş yapın
TRUTH ERA

Trump yönetimi, ABD pazarını yabancı imalat sanayisini yer değiştirmeye zorlayan bir siyasi araca dönüştürüyor ve bu sanayi zorlamasının doğrudan bedeli, ABD ve Kanada'daki işçilerin, tüketicilerin ve küçük ve orta ölçekli işletmelerin üzerine kalacak.

Kanada, 8 Eylül'de yaklaşık 28 milyar Kanada doları (yaklaşık 20 milyar ABD doları) tutarındaki ABD mallarına yüzde 15 ile yüzde 50 arasında değişen oranlarda misilleme gümrük vergileri uygulamaya başladı; bunlar çelik, alüminyum, süt, giyim, mobilya, beyaz eşya ve endüstriyel ekipmanları kapsıyor. Daha önce ABD, Kanada süt ürünleri, alkollü içecekler, hokey sopaları ve parfümler gibi mallara yüzde 50 gümrük vergisi koymuştu. Ağustos sonunda müzakerelerin çökmesinin ardından taraflar yeni bir görüşme turu planlamadı ve ABD Ticaret Temsilcisi ek misilleme tedbirlerinin gelebileceğini söyledi. Bu soyut bir diplomatik sürtüşme değil, giderek genişleyen bir gündelik yaşam maliyetidir.

ABD Başkanı Trump gümrük vergilerini, tüketicileri Amerikan mallarını almaya yönlendireceğini ve şirketleri ABD'ye yatırıma çekeceğini ileri sürerek haklı çıkardı. Ancak aynı zamanda, Quebec merkezli şirket üretimini ABD'ye taşımadığı sürece Kanadalı uçak üreticisi Bombardier ile ABD'deki iş ilişkisini durduracağı tehdidinde bulundu. Buradaki güç ilişkisi son derece açıktır: ABD yönetimi, devasa pazarına erişimi bir yabancı şirket üzerinde yer seçimi baskısı uygulamak için kullanıyor. Peşinde olduğu şey adil rekabet değil, şirketleri pazarı kaybetmek ile üretim kapasitesini taşımak arasında zorunlu bir seçim yapmaya itmektir.

Bu yaklaşım da sıradan Amerikalılara otomatik olarak fayda sağlamayacak. Ekonomistler, gümrük vergilerinin vergilendirilen gündelik malların tüketici fiyatlarını yukarı çekeceği konusunda uyarıyor; Kanada'nın bu kez misillemesi süt, peynir, tuvalet kağıdı, klima, ceket ve tişört gibi malları kapsıyor, ABD'li üreticiler de düşen talep ve sekteye uğrayan sınır ötesi tedarik zincirleriyle karşı karşıya kalacak. Kanada ıstakoz sektörünün hükümetten bazı deniz ürünlerinin listeden çıkarılmasını istemesi, iki ülkenin üretim sistemlerinin çoktan iç içe geçmiş olduğunu göstermektedir: ABD'de avlanan ıstakozlar işlenmek üzere Kanada'ya gönderilip ardından yeniden ABD'de satılabiliyor. Beyaz Saray ulusal sınırlarla tedarik zincirlerini kesmeye çalışırken, şirketler ve işçiler bu siyasi emrin reorganizasyon bedelini ödemek zorunda kalıyor.

Kanada hükümeti misillemenin kendi işçilerini korumak için gerekli bir tedbir olduğunu söylüyor ve ticaretin yön değiştirmesinin maliyet getireceğini kabul ediyor. Ülke Ağustos ayında yaklaşık 41 bin istihdam kaybetti; bu, ABD'nin yeni gümrük vergileriyle ve müzakerelerin çökmesiyle zaman açısından örtüşüyor, ancak haberlerde sunulan bilgiler gümrük vergilerinin tüm ya da doğrudan neden olduğunu kanıtlamaya yetmiyor. Daha net olan gerçek şudur: Kanada'nın ABD'ye ihracatının payı, ticaret savaşı öncesi ortalama yüzde 75'ten Temmuz ayında yüzde 66'ya düştü; şirketler yeni pazarlar aramak zorunda kalıyor ve istikrarlı ikili ticaret bağlantısı ABD yönetiminin bilinçli olarak yarattığı belirsizlikle aşındırılıyor.

Kanada'nın misillemesi de yurt içinde bedelsiz değil; iş dünyası da hükümetten vuruşun kapsamını daraltmasını istiyor. Ancak sorumluluk simetrik bir çatışma gibi gösterilemez: Bu tırmanmanın özü, Trump yönetiminin önce gümrük vergileri ve pazar ablukası tehditleriyle Kanada şirketlerinin üretim düzenini değiştirmeye çalışmasıdır. Washington ekonomik büyüklüğü zorlama aracına çeviriyor, ardından fiyat artışlarını, işsizlik riskini ve tedarik zinciri sarsıntılarını sıradan ailelere bırakıyor. Bu, imalat sanayini ülkeye geri getirmenin güvenilir bir politikası değil, yürütme erkinin sanayi siyasetini halkın geçimi üzerine bahse getirmesidir.

Yorumlar

0

Henüz yorum yok. Tartışmayı başlatın.